Tag Archives: türkçe çeviri

G-Dragon JTBC Newsroom’da – Çeviri ve Yorum

Standard

jtbc1

Birkaç yüzyıl olmasa da bir sene geçmiş son yazıyı yazalı. Ben bloga elimi sürmeyeli WordPress kontrol paneli değişmiş mesela, bir yazı yazacağım derken neye uğradığımı şaşırdım. Taslaklarda başlanmış ama bitmemiş 11 yazı varmış mesela. Sanırım gözlerimi en çok pörtleten de bu oldu. O_o Ben yazmaz ve blog toz tutarken neler neler oldu elbet BIGBANG’i yakından takip edenler iyi biliyor. Teknoloji özürlü bildiğimiz TOP instagram hesabı açtı mesela, mağara adamı dediğimiz, ortadan bir kayboldu mu aylarca nefes alıyor mu haber alamadığımız adam günde elli fotoğraf paylaşır oldu. Sayesinde hiç olmadığımız kadar yakın hissettik kendimizi kendisine. Bizimle seksi sandalyelerini, güzel sanat parçalarını paylaştı daha ötesi var mı! 🙂 Sonra, iş GD’nin ilişki iddialarına gelince hep “Ehe, şu konseri de verelim de o meseleye de bir bakıveririz.” havalarına bürünen YG, medya pek baskı yapmadığı hâlde Taeyang’ın Min Hyo Rin ile ilişkisi olduğunu doğruladı. E her biri apayrı şok olsa ve değinmediğim bambaşka gelişmeler olsa da esas bombanın yanında bunlar hiç gerçek dışı kalmıyor. Bomba BANG BANG BANG diye patladı, kaybedenler kulubünü kurdu ama kazanmadık başarı bırakmadı, sonra bae bae bebeğiyle partiledi durdu. BIGBANG DÖNDÜ! Bu konuda çoktan yazarım sanmıştım ama olmadı. Nasip değilmiş. Bu yazının konusu da comeback sayılmaz zaten. 🙂

Geçtiğimiz günlerde G-Dragon, JTBC kanalının haber bültenine konuk oldu. Bir idolün haber bültenine katılması çok görülmüş, bilindik bir şey değil. Bu sebeple özel bir durum sayabiliriz. Sunucu Sohn Suk Hee sorduğu sorularla konuklarının sırtından soğuk terler döktürmesiyle bilinen biri, özellikle geçen seneki Sewol feribot kazası dönemindeki aktiviteleriyle parlamış. GD de röportaj sırasında epey gergin görünüyordu zaten. Ne zaman ki laf BIGBANG’e geldi, beyimizin suratına bir sırıtış yerleşti, sonunda rahat bölgesine erişti. 🙂 SSH epey açık sözlüydü sorduğu sorularla, fakat netizenlere göre bu GD’yi zorlamamış hâli. Röportajın iki ana maddesi vardı: GD’nin PEACEMINUSONE sergisi ve BIGBANG comeback’i.

Öncelikle buradan röportajı izleyin lütfen. 🙂

peaceminusone öncelikle GD’nin şahsi instagram hesabının adı olarak çıkmıştı karşımıza. Bir eksiğiyle huzur, barış gibi düşünebiliriz belki. Özetle bahsedecek olursam bu sergi için “peace” yani barış, huzur ideal bir dünyayı ve insanlığı, “minus one” ise dünyanın ve insanlığın şu anki hâlini, yani eksikliğini temsil ediyormuş. Müzik, moda, tasarım ve GD’nin bir sanatçı olarak geçmişini ve kültürel bakış açısını modern sanat yoluyla temsil eden eserlerden oluşuyor bu sergi. Belki de dünyayı GD’nin, GD’yi de başka sanatçıların gözlerinden görmek diyebiliriz. 🙂 Röportajda da sanatçıların GD’ye eleştirileri konusunda ne düşündüğünü soruyor sunucu, daha sonra iki sanatçının eserleri üzerinde konuşuyorlar. Tekrar tekrar yazmayayım ben röportajda söylenenleri, siz izleyin iyisi. 🙂

peace1

peaceminusone sergisi

GD’nin röportajlarını özellikle seviyorum çünkü her konu üzerinde etraflıca ve mantık çerçevesinde düşündüğünü gösteren zekice, ince cevaplar veriyor. Söz konusu GD olunca gösterilen sevgi de nefret de uçlarda oluyor, yeri geliyor bu sevginin de nefretin de ifadesi aşırı mantıksız sebeplere dayanıyor fakat söz konusu duygu her ne olursa olsun GD’nin her şeyi günlerce, aylarca ve hatta yıllarca konuşuluyor. GD’ye uçlarda duygularla yaklaşan fanlar ve anti-fanlara dair çekince söylediklerinin kulaklar kapalı dinlenmesi, ve elbet herkesin işine geldiği gibi yorumlaması. Fanlar açısından son zamanlarda popüler olan GD’nin hayat hikâyesine dayanmadığını defalarca açıkladığı şarkıları bile zorla onun hayatına dayandırıp ne fena çileler çektiğini, içindeki küçük Kwon Jiyong’un Yeşilçam filmlerindeki yetimleri aratmayan zulümlere kurban gittiğini anlatan ve epey yoğun arabesk sosuyla sunulan aşırı abartılı ‘analiz’ler. Bir eser farklı gözlerden bambaşka yorumlar kazandıkça değerlenir, GD’nin yaptığı her şeyin büyük ilgi görmesi, üzerinde düşünülecek eserler vermesi çok güzel. Farkındayım. Fakat benim bahsettiğim işin gerçekten abartılı bir hâle gelmesi, bir fanın artık kendi zihninde yazdığı bir GD’nin aslında yorum olduğuna dair farkındalığın yitirilmesi. Aynısı her üye için geçerli elbet. Sanki TOP çocukluk arkadaşıymış da ciğerini bilirmiş gibi her harfini kendi karakterini ona yansıtarak analiz etmeler, hem de adamın bir yeğeni olduğunu bile yeni öğrenmemize rağmen. Dertliyim, ama yazının konusu bu da değildi di mi? 🙂 Bu röportaj için GD’nin Breathe şarkısını Eric Garner için yazmasının ve sergisinde de ona dair çizimler yapmasının ne kadar tatliş bir şey olduğuna

Michael Scoggins

Michael Scoggins

dair paylaşımlar gördüğüm için bir düzeltme yapmak istedim.

Röportajı altyazılı izleyince de göreceksiniz ki Breathe parçası Eric Garner için yazılmadı. Garner 2014’te katledildi, şarkı ise zaten 2009’da Heartbreaker albümüyle çıkmıştı. Sergideki Eric Garner esintili eser Amerikalı sanatçı Michael Scoggins’e ait. Tarzı hakkında bilgi sahibi olmak için de basit bir google aramasıyla da Michael S.’in ABD’de sergilenmiş çalışmalarına bakabilirsiniz. Koreli tüm sanatçılar bir şekilde GD’yi tanıyor ve haklarında bir fikirleri var. Ortaya çıkardıkları eser de iyi veya kötü, bir önyargı barındırıyor. GD’nin merak ettiği onu hiç tanımayan, hakkında daha önce hiçbir şey duymamış bir sanatçının onun şarkılarından, imajından hareketle onu eserinde nasıl yansıtacağı. Bu bağlamda Michael Scoggins seçiliyor sergi için, sanatçı GD’nin Breathe şarkısını dinlerken aklına öldürülmeden önceki son sözleri “Nefes alamıyorum…” olan Eric Garner geliyor. Eric Garner 43 yaşında bir baba. Tek yaptığı bir kavgayı ayırmak. New York polisinin gözünde suçlu olan o oluyor ve zararlı bir şey yapmadığı hâlde bir düzine polis üzerine çullanarak boğazını tıkıyorlar. Defalarca nefes alamıyorum diyor Garner, buna rağmen polis sürüsünde bir gevşeme olmuyor. Ve Eric Garner ölüyor. Yüreğim dayanır derseniz videoyu burada izleyebilirsiniz. GD Breathe şarkısını doğrudan Garner için yazmamış da olsa dünyanın bir başka ucundan bir sanatçıya onu çağrıştırması ve GD’nin bunu sergisine dahil etmesi, haber bülteninde Eric Garner’ın hikâyesini anlatarak belki de daha önce duymamış kişilere ulaştırması gerçekten ince bir davranış, aynı zamanda serginin çok yönlülüğünü de artıran bir örnek.  Michael S.’in sergideki diğer çalışmalarını videoda da inceleyebilirsiniz.

snapshot20150621192024Dün gece çeviriyi yaparken en baştaki ejderhalı çalışmayı okuyup çevirmeyi, dolayısıyla videoya eklemeyi de unutmuşum. Buraya ekliyorum. 🙂

  •  Dostum Ejderha, Michael S.’ten
    Bu ejderha hoştu, daha önce tanıştığım ejderhalar gibi değildi. Ateş püskürtmüyordu fakat sihirli güçleri vardı. Beni korkutmadı, nazik ve yüce gönüllüydü. Onu tanıdığıma mutlu oldum. Buraya resmini çizdim. mich
  • Gökkuşakları ebediyete kalır.
    – Sevgiler, MichaeL.
  • YILDIZLARA giden roket
  • 1 Mart 2015
    1) Pozitif olmaya çalışıyorum.
    2) İlham almaya çalışıyorum.
    3) Neşe veren biri olmaya çalışıyorum.
    4) Gülümsemeye çalışıyorum…
    🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
  • Nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… nefes alamıyorum… ………..

Sunucunun BIGBANG hakkında sorduğu bölüme gelelim. 🙂 Sizleri söz BB’e gelir gelmez GD’nin suratında beliren huzuru ve tatlı gülümsemeyi bir daha izlemeye davet ediyorum 🙂

Aslında hepimizin ara ara zihnini kurcalayan sorular sordu Sohn Suk Hee. Mesela,

  • Aylar sonra esas albümü yayımladığınızda sence şarkılar enerjisini yitirmeyecek mi?
    Bu mümkün. Fakat şahsen…
    – Mesela şu an herkes Bae Bae’yi iyi biliyor ama albümde de bu şarkı olacak.
    Mümkün olsa da şahsen bugüne kadar yayımladığımız şarkılara… gurur mu desem… güven? Güvenim tam. Bu yüzden böyle bir yöntem belirledik. Hem bu yöntemin ana sebebi. üç yıl sonra geri dönmüş olmamız. Hayranlarımızla uzun zaman boyunca bir araya gelemediğimiz için geri dönüşümüz uzun sürsün istedik ki hayranlarımıza bambaşka parçalar ve klipler armağan edebilelim.
  • Şu ara epey büyük bir rekabet var. Listelere giren uzun süre direnemeyip hemen listeden düşüyor. Yani her ay şarkı yayımlarsanız insanlar ilgisini kolayca yitirebilir… Bu kendinden emin olduğun manasına mı geliyor?
    – Evet, kendimden eminim.
    – Peki sebep?
    – Sebep mi? Sebep yok. Eminim sadece.
  • Üç yıl sonra birdenbire geri döndünüz. Unutulmaktan korkmadınız mı?
    Bugüne dek gerek solo gerek grup aktiviteleriyle olsun hep aktif olduk. Sanırım bu sebeple o tür endişelerimiz olmadı, fakat geleceğe dair endişeler daima mevcut. (……)
  • Albüm yayımlasanız bile listelerde zirvede olmamak mümkün, değil mi? Kaygılı mısın?
    Tabii albüm yayımlasak ve birinci sıraya oturmasa üzülürdük. Çok fazla birincilik aldığımız için zirve
    bize aşikar oluyor, halkta bile böyle. Bu sebeple bugünlerimiz, gelecekte üzerimizde büyük baskı kuracak. Birinci sırada olmamak talihsizlik olacak, üzüleceğiz. Fakat bizim için bu kaygılar… Bu konudaki fikirlerimizi biraz değiştirdik. Çıkışımızı yapmadan önce “En iyisi olalım! Haydi ödül alalım!” düşüncesindeydik. Yola böyle çıktık. Fakat belli dönüm noktalarını epeyce aştıktan sonra bu hedeflere karşı tutumumuz değişti. Ödüller ve listeler artık mühim değil. Mühim olan ne tür müzik yaptığımız, dünyalarımızı nasıl değiştirdiğimiz. (nasıl bir değişim yarattığımız) Kendimizi halk için nasıl daha da geliştirebileceğimiz. En çok bu meseleler üzerinde konuşuyoruz biz. Birinci olmasak dahi değişime erişmek ve zorlamak istediklerimiz daha büyük mana taşıyor.
  • O zaman şöyle sorayım. 10 sene sonra G-Dragon kim olacak?
    Aslında bu tür sorular epey geliyor fakat… her defasında net bir cevabım olmuyor. Çünkü daima bir imaj yaratıyorum ve kendimi eğitiyorum, fakat yarınımı bugünden, bugünümü de dünden iyi yaşamaya çalışıyorum. Beş on sene sonrasını düşünmek benim için zor.
    – Bana sorarsan böyle düşünmeye hakkın var. Şu an GD ve BIGBANG zirvede. Zirvedeysen sonuna kadar keyfini sürmeye hakkın vardır.
  • Önceleri gençliğe zararlı olduğunu söylemiştin. Lakin hâlâ müziğin gücüne inanıyorsun. Ne demek istedin?
    Aslında ben… bana şu an dahi baksanız standart Koreli genç tiplemesine uymuyorum. Sanırım biraz… nasıl diyeyim, mutantım. (mutasyona uğramış, değişmiş) Yaşıtlarım ya da benden gençler beni örnek alıp hayaller kuruyor. Sanırım başarım insanlara cazip geliyor. Bu yüzden beni taklit ediyor, izimden gidiyor ve beni beğeniyorlar galiba. Ben de böyleydim. Küçükken şu anki ben gibi şarkıcılardan ilham alırdım. O sözle bunu kastetmiştim sanıyorum.
  • Ne zaman askere gideceksin?
    – Vakti gelince.

    102631199_2GD’nin röportajlarını bu yüzden seviyorum. Sorulan sorular belki acımasız, belki gereğinden fazla gerçekçi. Fakat hepsine yine realist, akıllı, oldukça samimi ve belki kızacak olsanız da, evet, alçakgönüllü cevaplar veriyor. Hazırsanız günlerce fanları birbirine düşüren, GD’nin instagramını nefret yorumlarıyla dolduran ve GD’nin dediklerinden fantastik yorumlar çıkaranların günlerimizi şenlendirdiği kısma gelelim, fanların aşırı tutumlarından ya da yanlış anlaşılanlardan bahsettiğim gibi anti-fanların ya da farklı grupların fanlarına değinmiş olayım böylece.

  • Bir de rekabet ettiğiniz gruplar var, EXO ve SHINee gibi… Hepsi bu ara albüm yayımladı ve promosyon yapıyor. Sizin farkınız nedir diğerlerinden?
    Fark, kendi şarkılarımızı besteleyerek halka hitap eden sunuşumuz. Halk bizi seviyor. Her ne— (sunucu burada sözünü kesiyor)
    – Biz böyle konuşurken EXO ve SHINee hayranları öfkelenmeyecek mi sence?
    Öfkelenebilirler. Gerçek bu, kendi müziğimizi yapıyoruz.
    – Kendine güvenin tam.
    Çünkü (kendi müziğimizi) yapıyoruz.
    – Kendi müziğinizi yapmak o kadar önemli mi?
    Önemsiz olmasının imkanı yok. Bir şarkıcı olarak… mesela bir söz yazarından şarkı alsaydım şahsen kendimden emin duramazdım. Diğerleri nasıl yapıyor bilmiyorum. Fakat kendi şarkılarımı yazmak benim için en rahat yol. (Kendimi yaptığım müzikle ifade etmeyi seçiyorum/en iyi böyle ifade ediyorum.) Başkalarının yöntemine kıyasla ben böyle daha rahatım.

Sorulan soru belli, verilen cevap belli. SSH “Seni EXO’dan, SHINee’den üstün kılan nedir?” diye sormuyor. Oldukça basit bir soru. Nasıl ki her birey farklı, her grup da o ya da bu şekilde bir diğerinden farklı, gerçi kpop piyasasında bunun ne oranda doğru olduğu tartışılır, sizin rekabet ettiğiniz diğer k-pop gruplarından farkınız nedir diye soruyor. Ki şu an rekabette olmayan k-pop grubu yok. EXO, SHINee, 2PM, MBLAQ, Mamamoo, AOA gibi grupların yanı sıra Lee Seung Gi, Baek Ah Yeon, IU, Bumkey, Zion T, Kim Bum Soo gibi oldukça sevilen solo şarkıcılar comeback yaptı. Ortada önemli bir rekabet varken “Sizi farklı kılan nedir, insanlar neden sizi daha çok dinliyor?” gibi bir sorunun sorulmasını abes görmüyorum. Bu soruya belki EXO üyeleri “Çok geniş bir fandom’ımız var, kısa sürede büyük popülarite kazandık. Yeni trend biziz, daha çıkış yapmadan önce şu kadar takipçimiz vardı…”, SHINee üyeleri “Müthiş dansçılarız, hem de canlı şarkı söylerken bile. Kendimize has koreografilerimiz var.” gibi cevaplar verseydi elbet bu grupların fanları da mutlu olacak, idolünün haklılığından dem vuracaktı. Bu cümlelere “Sanki sizden başka dans etmesini bilen yok. Git bizim X koreografimizi gör. Hem benim grubum sahneye seninkinden daha hakim…” veya “Bir siz mi popülersiniz? Benim grubum şu kadar dünya turu yaptı, albümü bu kadar sattı, kimin damarını kessen benim grubumun fandom rengi akar…” gibi karşılıklar verildiğini düşünün. Gelen yorumlar ancak bu kadar absürd olabilirdi… derdim fakat ağzımı açık bırakan yorumlar gördüm. GD’nin de “Bu alemde bir biz kendi şarkılarımızı yazarız, bizden başka şarkı yazmasını beceren yok. Hem EXO, SHINee kim ki birbirinden beceriksiz gruplar onlar…” gibi bir şey dediği yok yahu. Neden böyle çarpık bir algı söz konusu oldu da millet delirdi anlayamıyorum. GD’nin dediğinde gerçek dışı veya “egoist” bir şey yok. BIGBANG 2006’da çıkış yaptığı günden beri kendi şarkılarını yazıp söylemesiyle, klipler konserler vesaire her şeyiyle kendilerinin ilgilenmesiyle tanınmış ve şu an zirvede olan bir grup. Bu yaptıkları k-pop sahnesinde büyük bir fark yarattı. Zira 2006’da kendi şarkısını kendi yapan k-pop grubu diye bir şey yoktu. BB ilk patlamasını kendi yazdığı Lies ile yaptığında k-pop piyasası için de bir değişim başlamış oldu. Bu tarihten sonra gelen gruplar için söz yazan üyeler artık absürd bir durum değildi. Biliyoruz SHINee’nin de kendi şarkıları var, son albümünde emekleri büyük. Biliyoruz EXO üyeleri de yetenekli. Fakat BB’nin özü bu. Kendi yapıyor, kendi sunuyor, ve halk bir başkasının başına gelse çoktan adı piyasadan silinmiş tüm o skandallara rağmen bu şarkıları, hâliyle BB’i çok seviyor.  Yaptığı hitler eskimiyor. Üzerinden 8 sene geçmiş Lies’ı hâlâ herkes biliyor. Şarkılar yalnızca fandoma değil halka hitap ediyor. İnsanlar stüdyoda müziğini yaparken izleyebiliyor, bir şekilde bu süreci yakından takip edebiliyor. Koreli yorumlarını okursanız BB=müzik olmuştur, herkes “ah BB gerçekten de kral…” ve hatta “skandalları yüzünden üyeleri sevmesem de müzikleri çok iyi” der ve bunun sebebi de yaptığı müziğin kendilerinden bir parça taşıyarak herkese hitap etmeyi başarabilmesidir. Bir VIP’nin bunlardan bahsetmesi hoşunuza gitmeyebilir, fakat farkında olmalıyız ki bu cümleler EXO veya SHINee’yi itin nahoş yerlerine sokmak için kurulmuyor. 3 senelik büyük bir bekleyişten sonra nihayet comeback yapmış bir grup söz konusu, bu süreçte fandom dağılmamış, BB’in popülaritesi de müzikalitesi de zayıflamamış, aksine her zamankinden daha bomba bir geri dönüş yaşanmış. Bırakalım da yıllardır bekleyen fanların gelen şarkıların tadını çıkarma, biraz coşma, sevinme, ve hatta ekran karşısında gözyaşı dökmeye hakkı olsun. Kendinizi biraz VIP’nin yerine koyun. 3 sene az değil. Sunucu “şu sıra rekabet ettiğiniz gruplardan farkınız ne” diyor, örnek olarak iki tane grup adı sayıyor işte son ayda albüm çıkarmış. Sonra hınzır hınzır fanlar kızmasın demesini biliyor, farkında ne sorduğunun fakat GD’den niçin bu soruya cevap vermememesini bekleyesiniz ki? Aman Suh Hee bey ağzımızın tadı kaçmasın, haydi sıradaki soruya geçelim. Diğer fanlardan öyle yorumlar okudum ki ufkum genişledi. Tek tek her bir BB üyesini o itin nahoş yerlerine sokan mı istersiniz -ki böyle durumlarda günah keçisi genelde Seungri>>>>GD>>>Daesung>>TOP>Taeyang sıralaması izliyor- BB benim grubumun ruhu önünde diz çöker töbe diler!1!1!!!!111!! havalarına giren mi (evet gördüm), becerebiliyorsa gitsin benim oppamın şarkısında dans etsin diyen mi, şimdi sus karşıma birkaç sene sonra çık o zaman benim idolüm seni paramparça edecek şu listede bu numara olacak diyen mi… ama favorim “benim idolüm çok yetenekli bi defa, sadece şirketi onun şarkı yapmasına izin vermiyor!” kafası. BB’nin kendi şarkısıyla tanıtım yapması bir şans değil. Kimse diğer grupları seçtikleri şirketten çıkış yapsın diye zorlamadı. Her bir şirketin hangi şartla trainee aldığını bilmeyen yok. Herkes başına ne geleceğinin farkında olarak kendi seçimini yapıyor. Her şirketin pek çok eksi yönü var, YG’nin de BB konusunda izlediği hiç sevmediğimiz politikaları var. Fakat şirket kendi yaptığı şarkıyı söylemesine izin vermiyor, benim idolüm kurban demek sadece komik oluyor bu durumda. “Benim idolümün yazdığı şarkıları listelesem buradan Han Nehrine yol oluyor ama o şirket izin vermiyor işte yayımlamalarına…” Kaliteli, sevilecek, para kazandıracak şarkılar yapılınca şirket bana ne şarkıyı dışarıdan alıp ekstra masraf yapacağım diye diretmez. İlla başkasının şarkısını söyleyeceksiniz diye bir kural varsa da bunu o şirketten çıkış yapan kişi başından bilir güzel arkadaşlarım. “X kişisi yüzlerce şarkı yazdı ama şirketi hepsini sildi.” Eğer sevdiğiniz şarkıcının çok yetenekli bir insan olduğuna inanıyorsanız zaten bunu bu şekilde kanıtlama çabasıyla kendinizi mahvetmenize gerek yok ki. Söz konusu zaten X değil burada. “Yeter artık kimse Y’nin adını kullanarak popi olmaya çalışmasın.” GD’nin Y adını anarak gündeme gelmeye çalıştığını kimse düşünmüyordur herhalde? Ne zaman bir k-pop grubu üyesinin adı bir şarkının sözlerinde ya da müziğinde adı geçse fanlar gururlanıyor, günlerce bundan bahsediyor. Hatta bu röportajdan sonra tek tek “x’in y’de emeği geçti” diye hazırlanan listeler gördüm. Bilmem kaç sene sonra x üyesinin y şarkısını yazması övülmeye değer bir şey olduğu ve uzun zaman fanların ağzından düşmediği gibi 9 senedir tüm albümleri kendi elinden çıkan BIGBANG’in övülmeye veya övünmeye hakkı vardır diye düşünüyorum. Belki de GD’nin söylediklerine kızmak yerine söylemedikleri için şükretmek lazım.

102634130_IMG_7242GD’nin “gençliğe zararlıyım” sözlerini açıklarken söyledikleri yine egoist(!)liğe yorulmasın diye ne kastettiğinin anlaşılmasına yardımcı olacağını düşündüğüm netizen yorumları çevireyim. Peaceminusone sergisi üzerine Naver’de yapılmış bir haber üzerine gelen yorumları çeviriyorum. Netizenbuzz Turkey ekibinin çevirilerine hayran olduğumu belirtmeliyim ^^ Fakat bunun çevirisini bulamadığım için kendimce yapıyorum 🙂

Source: Naver Star TV via Naver
1. [+4168, -275] GD gibi doğsaydım müthiş bir hayatım olurdu harbi… Ünlülerin bile onun gibi olma hayali kurduğu kişiyse GD, kim onun gibi olmak istemez ki? GD gibi doğmak istiyorum ㅠㅠ
2. [+4005, -190] Ünlülerin ünlüsü Kwon Ji Yong.
3. [+3837, -186] O gerçek bir yıldız… ünü yenilir yutulur gibi değil. Çok kıskanıyorum.
4. [+3156, -177] Kore’nin temsilci moda ikonu
5. [+2967, -148]G-Dragon gibi yaşamak nasıl bir histir acaba… Ters tepen pek çok şey var fakat çok büyük de bir boşluk var…
6. [+2746, -158] Gandi seviyesinde olay
7. [+2673, -205] Doğrusunu söylemek gerekirse BIGBANG zirvede idoller, fakat GD çok daha yüksek bir seviyede
8. [+2422, -162] GD sahiden inanılmaz… basit bir idol olsa yeterdi fakat yapabildiği o kadar çok şey var ki.
9. [+2118, -106] Kore’yi temsil eden ikon GD seviyesinde olsa hiç utanmazdım.
10. [+2198, -234] Rahatsız edici derecede yakışıklı.
Amacım hiçbir tartışmayı alevlendirmek falan değil. Röportajda değinilenleri sevdim, GD’nin jest ve mimikleriyle izlenirse yanlış anlaşılmaların azalabileceğini düşündüm. Türkçe çevirisi de yoktu. Gerçi ben hazırlayıp yükleyene dek başkaları çevirmiş olabilir ya neyse. 🙂 Çeviri yap, altyazısını hazırla, videoya göm, blog yazısını yaz… hepsi saatler alıyor, ve günlerin koşturmacasından sonra oturup saatlerimi verdiğim şeyi zaman zaman sorgulamıyor değilim. Biraz bu yüzden blog boş duruyor, youtube kanalı ayda yılda bir güncelleniyor ama… bağzı şeyler belli olmuyor 🙂 Veda selamını vermeden önce Türkçe altyazılı son BIGBANG kliplerini paylaşayım kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için. 🙂 Beni youtube ve twitter‘dan takip ederseniz daha hızlı haberiniz olur çevirilerden.
Esen ve ejder sıcaklığında kalınız~
Yuki
BIGBANG – Loser MV (Türkçe Altyazılı)
BIGBANG – Bae Bae MV (Türkçe Altyazılı)
BIGBANG – We Like 2 Party MV (Türkçe Altyazılı)

 

GD is One Of A Kind! – Klip & Söz Analizi

Standard

Yazımızın başlığı aslında Yuki ile Suyunu Çıkarmaca idi ama… daha açık ve net olmak adına bakın ne oldu. ^^”

HELLOOOOOOOOOOO!!!

Kral geri döndü. Şimdi bir adım geri çıkın ve önünde eğilin.

Dün, saatler Kore’de 00.00’ı vurduğunda türünün tek örneği bir kliple buluştuk 3 yıllık özlemden sonra: GD’nin One Of A Kind videosu. Heartbreaker’dan sonra bambaşka bir tarz ve müzikle döndü: Sapsarı yün görünümü veren rastalar, ilk çıkış yaptığı zamanları anımsatan hip hop müziğe dönüş, havalı konuklar ve yepyeni hayvan dostlar. 😛 Gaho yaşlanmış, romatizması azmış, gelememiş de çekimlere… 😀

Şu an pek havamda olmasa da şimdi yapmazsam hiç yapmayacağımı bildiğim için adım adım One Of A Kind klibini ve şarkı sözlerini inceleyeceğim. Elimden geldiğince klipteki detaylara, ve Still Alive‘da yaptığımız gibi alternatif çevirilere ve açıklamalara yer vereceğim.

Ve bu da Türkçe alt yazılısı.

Öncelikle tüm çeviriye bakalım, daha sonra cümle cümle ve sahne sahne gideceğiz. ^^

G-Dragon – ONE OF A KIND (Türkçe)

Vahşi & genç.
Yalnızca vahşi ve gencim ben.
Yalnızca eğlenmek için çalışırım ben.

Merhaba~
Hanımlar… karşınızda, ben ve Choice.*

Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Numaraları bitmeyen bir ayıyım ben; yo, daha çok bir tilki!**
Merhaba~
Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Sinir bozucu züppenin tekiyim,
çünkü gayet masraflıyım ben.

Efendim ağabey, efendim abla? (derdin ne senin?)
Ah, sadece sıkıldım.
Evet ağabet, evet abla? (derdin ne senin?)
Böylesine popüler olduğum için üzgünüm.

Tek telefonda oradayım, arayacağın 19880818!***
Birileri gelip durdurmaya çalışsın bakalım beni, ünlüler dünyasının bir numaralı baş belasıyım ben. (birinci sınıf magazin malzemesiyim.)
Farklıyım; ben, benim.
Ne yaparsam yapayım, tek hareketim savaş çıkarır: Trend olur, her şeyi değiştiririm.
İşte bu yüzden bu yetenek asla terk etmeyecek beni.

Geri çekil, şakası yok bu işin. Genç ve zengin, işte buyum ben.
Hızlıyım, ne olmuş yani? Dalga mı geçiyorsun benimle?
Ama ben dalga geçmiyorum seninle.
Merhaba~ Evvet, türümün tek örneğiyim.
Numaraları bitmeyen bir ayıyım ben; yo, daha çok bir tilki!
Merhaba, merhaba~
Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Sinir bozucu züppenin tekiyim ben.

İkinci albümüm çıktı bile, boş bir evi soymam ben.****
Kadınları yatağa atar benim rap’im -evet, meşgul adamım ben.
İşimle paraya çiçek açtırır, asla dinlenmem,
Şarkılarımla herkesi ağlatırım ben.

Bu işi seviyorum!
Bir ufaklık ortaya çıkar, sahneyi sallar *****
Hoşlanmazlar ondan, ama onu görmekten de kaçamazlar
Benden uzaklaşmak için gözlerini çevirir, fakat nereye giderse gitsin müziği oradadır.
Fotoğraflarım her yerde, ama o çocuk delice davrandığında bile,
Asla albümleri yetmez herkese satmaya.

Geri çekil, şakası yok bu işin. Genç ve zengin, işte buyum ben.
Hızlıyım, ne olmuş yani? Dalga mı geçiyorsun benimle?
Ama ben dalga geçmiyorum seninle.

La la la, “küfretmeyin bana! Ah lütfen, sevgi dolu gözlerle bakın bana.” ******
La la la, “lütfen kabul edin beni, lütfen sevin beni, tatlı görün beni!”

Merhaba~
Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Numaraları bitmeyen bir ayıyım ben; yo, daha çok bir tilki!

Merhaba~
Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Sinir bozucu züppenin tekiyim,
çünkü gayet masraflıyım ben.

Efendim ağabey, efendim abla? (derdin ne senin?)
Ah, sadece sıkıldım.
Evet ağabet, evet abla? (derdin ne senin?)
Böylesine popüler olduğum için üzgünüm.

Beni takip et, beni takip et, sadece, sadece beni takip et!
Beni takip et, beni takip et, sadece, sadece beni takip et!

Merhaba~
Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Numaraları bitmeyen bir ayıyım ben; yo, daha çok bir tilki!
Merhaba~
Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Sinir bozucu züppenin tekiyim,
çünkü gayet masraflıyım ben.

Çeviri & Sunum:
Yukinohana 🙂

Belirtmeliyim ki, tek tek grafiklerle uğraşmaya üşendiğim için fan sitelerinde hazırlanmış görüntüleri kullanacağım. 🙂


Pisicik!! Yo, National Geographic’i açmadınız, hâlâ GD’deyiz. Klipte kaplan kostümü, kaplan çizgili pantolon, ayakkabı ve bir de yavru kaplan kullanınca Kore kültüründe kaplanın ne manaya geldiğini araştırdım.

Kaplanın Kore kültürü ve insanıyla doğrudan bir ilişkisi varmış meğer. Mitolojilerinde de folklorlerinde yer edindiği gibi heykel ve resim gibi sanatlarının favori objesiymiş. Hatta öyle benimsemişler ki 1988 Yaz Olimpiyatları Güney Kore’de düzenlediğinde Kore halkını temsilen( :O ) maskot olarak Hodori adında bir kaplan kullanmışlar. Yo, karizmatik, afilli bir şey değil, bildiğiniz çizgi karakter. 😀

Batıyı koruyan kutsal bir ruhmuş kaplan, önüne çıkan imtihanları vereni, sıkıntıların üstesinden geleni ve dünyayı özümseyip anlayanı beyaza döner, artık beyaz kaplan olurmuş. Burada kendi çapımda Ak Gandalf benzetmeleri yapıp eğlendiğimi de belirtmek isterim. 😀 İnsanlara zarar vermeyen kutsal bir yaratık olsa da hükümdar ülkeyi kötü yönettiğinde zalimleşirmiş. Beyaz kaplan ortaya çıktığında güçlü insanlar mütevazılaşır, zengin insanlar cömertleşirmiş.

Kaplan genel olarak kötü ruhları uzaklaştıran bir muhafız ve iyi şans getiren kutsal bir ruh olarak görülürmüş, cesaretin ve mutlak gücün bir sembolüymüş. Kore kültüründe, sanatında ve tarihinde gerçekten de önemliymiş yani. Bu da kaplan figürünü neden kullandığı hakkında bir fikir sahibi olmamızı sağlıyor bence.
Aynı zamanda sözlerde “vahşi ve gencim ben” demesiyle de bağlantılı, çünkü kullandığı yavru bir kaplan. Genç, belki de toy görünümlü ama aslında son derece yırtıcı.

Arka plandaki One of a Kind graffitisi ve GD’nin rastalı saçları, klipteki herkesin giyimi ve tarzı GD’nin ilk çıkış yaptığı zamanlardaki gibi hip hop müziğe döndüğünün bir kanıtı, ki bu hoşuma gitti. Heartbreaker enfes bir albümdü ama GD’nin yine benzer bir tarzla gelmeyeceğini biliyordum, ki gelmemeliydi. Kendini sürekli yenilemesi müziğini de daima canlı tutuyor, kendini yinelemekten uzak oluyor. Hip hop dedik ama, bildiğimiz hip hop da değil. GD’nin kendi tarzıyla yorumladığı son derece hoş bir hip hop bu, şarkıda da klipte de iliklerinize kadar hissettiğiniz bir şey. Choice ve GD bir araya geldiğinde güçlü beat’ler ortaya çıkıyor.

Peki GD’nin arkasında dans edenler kim?

Onlar YG’nin kodamanları. Ön planda olmasalar bile Big Bang’in şarkılarının yapımında yardımcı, 2NE1’ın şarkılarının neredeyse tamamını yapanlar. Choice37, Sean, Kush, Teddy, Lydia Paek… maalesef çoğunun yüzünü yakinen tanımıyorum ama isimlerini ve yaptıkları işleri biliyorum. GD bu şarkıyı Choice ile yaptığı için ön planda ve girişte de Hanımlar… karşınızda, ben ve Choice diyerek ortağını sunuyor. Hepsinin üstünde One of a Kind tişörtleri olmasını da her birinin apayrı yetenek olmasına bağlıyorum. Gerçekten de oradaki adamların hiçbiri boş değil ve her biri birbirinden harika parçalara imza attı. 

Sağda dans eden hanım kızımız Lydia Paek. 2NE1’ın I Love You’sunun yazarı ve grubun şarkılarının çoğunu o yazdı. Çok ilginç bir yüzü var bence, ne yorum yapsam bilemedim.

GD’nin vücudunda sürekli gelişen bir dövme koleksiyonu ( 😛 ) olduğunu biliyoruz, işte bir parça. 😛

Vaktinde “asla kaslı göremeyeceğiz.” dediğim cılız GD’nin aylarca vücut çalıştıktan sonra kıvama getirdiği kollarını sergileyişini görüyoruz bir de. 😛 Hiçbir zaman kassız olması benim için eksi bir unsur değildi, ama bunu da hiç beklemiyordum açıkçası. 😀

Konuyu fazla mı dağıttım ne? Nerede kalmıştık…

Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Numaraları bitmeyen bir ayıyım ben; yo, daha çok bir tilki!**

Şimdi efendim, Kore’de bir söz varmış: “Numarayı ayı yapar, parasını insan alır.” Sıkı bir çalışmanın ürününü her zaman çalışan toplamaz. Kore hikâyelerinde tilki, ayıyı kandırmasıyla bilinir.
GD de diyor ki, “benim numaralarım bitmez tükenmek bilmez. Çalışan da, karşılığını alan da benim. Bir ayı gibi aptal değilim, bir tilki gibi zekiyim ben.”

Bence burada diğer müzik şirketlerine gönderme yapıyor. Malum, hepimiz çalıştırdığı gruplarla köle anlaşmaları yapan, emeğinin karşılığını vermeyen, sanatçılarını döven, taciz eden, 7/24 yorgunluktan hastanelere düşünceye dek çalıştırıp da kazancını kendi yiyen şirketi veya şirketleri biliyoruz. GD ise daima yeni bir şeyler ürettiğini, asla dinlenmeden çalıştığını… ama yine çalışmalarının karşılığını kendisinin aldığını söylüyor. Yani ayı gibi yalnızca hoplayıp zıplayıp dans ederek enayilik yapmıyor, bir tilki kurnazlığıyla ayı karakterini yeniyor ve kazanıyor. Çalışmaları boşa gitmiyor. Kendi tarlasını kendi sürüyor. YG farkı?

Zenci-Koreli melezi çocuklarla da dünya barışına katkı sağl— ŞAKA ŞAKA!

– Efendim ağabey, efendim abla?
– Derdin ne senin?
– Ah, sadece sıkıldım.

– Evet ağabet, evet abla?
– Derdin ne senin?
– Böylesine popüler olduğum için üzgünüm!

GD’nin telefonunu ve konuklarını çok beğendim! İnanılmaz tatlılar. Bu kısımda yaptığı her şeyin haber olmasından, spekülasyon yapmasından ve skandala dönüşmesinden sonra hyung ve noonalarından yağan telefonlardan bahsediyor. Abi, abla dediği kendi ailesi olabileceği gibi, bence müzik dünyasındaki büyüklerini kastediyor. Derdin ne GD? 😀

Çocuklara sarıldığı sahne, awww!! İnanılmaz sevimli bir sahne 🙂

Tek telefonda oradayım, arayacağın 19880818!

Elinde siren aleti (adı neydi onun yahu?!) ve  bir sonraki sahnede hüküm giymiş bir GD ve YG ailesi görüyoruz. Elindeki kartta bilgileri yazılı, ve büyülü tarih: 19880818!

18 Ağustos 1988 GD’nin doğum günü, içinde bol bol 8 barındırıyor. Sık denk gelmeyen bir şey yani. Ve bundan emin değilim ama bir yerde 8’in Kore’de şans rakamı olduğunu okumuştum. Ve biliyorsunuz bu yıl ejderha yılı. 2012 başlar başlamaz gelen Alive, Haziran’da çıkan Still Alive ve Ağustos sonunda gelen One Of A Kind… ve sonbaharda gelecek olan yeni single ile G-Dragon da çoktan kanıtladı bu yılın onun olduğunu. Ki klibinde kullandığı -tişörtlerin arkasındaki- dev ejderha figürü de hem buna hem de adına işaret ediyor.

127 lbs=57 kg. En çok konuşulanlardan biri de GD’nin kilosu olmuş, haha.

Dikkat edin! 🙂

GIVENCHY’nin modası çoktan geçmedi mi? Artık GI-YONG-CHY!!! Haha 😀

Birileri gelip durdurmaya çalışsın bakalım beni, ünlüler dünyasının bir numaralı baş belasıyım ben.
(birinci sınıf magazin malzemesiyim.)

Parantez içinde gördüğünüz alternatif bir çeviri. Kaynaklarda farklı olduğu için ikisine de değinmek istedim. İkisi de doğru değil mi? 😛

Farklıyım; ben, benim.
Ne yaparsam yapayım, tek hareketim savaş çıkarır: Trend olur, her şeyi değiştiririm.
İşte bu yüzden bu yetenek asla terk etmeyecek beni.

Bence bu kısım çok güzel. Wow, fantastic baby! lik hatta. 😛 Tek hareketim savaş çıkarır, olay olur, magazinlere kapak olur, kargaşa çıkarır gibi farklı farklı çevirileri vardı, belirtmek istedim.
Trend olduğu kesinlikle doğru! O ne yaparsa kısa müddet içinde kopyaları çıkıyor ortaya. Benzer saç stilleri, müzikler, danslar ve kostümler. Pek çok model o kullandıktan sonra popüler oluyor farkında olan az olsa da.
Bambaşka tadı ve tarzıyla kendini bozmadan devam edecek ve eşsiz yeteneğiyle türünün tek örneği çalışmalar yapmaya devam edecek.

Geri çekil, şakası yok bu işin. Genç ve zengin, işte buyum ben.
Hızlıyım, ne olmuş yani? Dalga mı geçiyorsun benimle?
Ama ben dalga geçmiyorum seninle.

Alternatif bir çeviri -bunu şarkıyı çevirdikten sonra gördüm- diyor ki,

“Hiç adil değil”miş bu, ne yapabilirim ben?

Bir çeviride de benim yüzümden yaşayamıyormuş tarzı bir şey diyordu. Yani kendisi çok yetenekli, genç, zengin ve farklı olduğu için tüm popülariteyi elde ederek meslektaşlarını zor durumda bırakıyor, onlar da GD yüzünden para kazanamadıklarından, o bu kadar iyiyken işte tutunup yaşayamadıklarından yakınıyor. 😀 GD ile aynı kulvarda yarışmalarını adil bulmuyorlar, ne de olsa o bir müzikal dahi. 😛

Merhaba, merhaba~
Evvet, türümün tek örneğiyim ben!
Sinir bozucu züppenin tekiyim ben.

Bence burada biraz kinaye var. GD genelde anlaşıldığı gibi kendinden bahsetmiyor, nasıl görüldüğünden bahsediyor. Dışarıdan sinir bozucu, burnu yukarıda, züppe olarak görüldüğünden ve önyargıyla karşılandığını ifade ediyor bence, şarkının devamında da göreceksiniz.

Yeni hobileri, kaykay, tabii ki bol haçlı. Ve masada bir kül tablası ile… göremiyorum?!

Ama size o kül tablasının ne olduğunu göstereyim.

İkinci albümüm çıktı bile, boş bir evi soymam ben.

Boş bir evi soymam ben? Hö?! mü dediniz? 😀 Hemen anlatıyorum. Burada kastettiği ortada hiçbir ünlü, başarılı ve popüler şarkıcı yokken çıkış yapıp albüm çıkarıp da dinlenince “ben çok iyiyim” havalarına girenler. Yani bunlar boş evi soyuyor, meydanın boşluğundan faydalanıp isim yapmaya çalışıyorlar. Big Bang çıkış yapacağı zaman çoğu grup kendi çıkışlarını erteliyor korkusundan mesela. Kendisi ise hangi popüler grup/şarkıcıyla aynı zamanda çıkış yapacak olursa olsun bundan korkmadan sahneye çıkıyor, hiçbir riskten kaçınmıyor. Belki de risk olarak bile görmüyor.

Kadınları yatağa atar benim rap’im -evet, meşgul adamım ben.

İşte en çok konuşulan kısım! Kimilerinin uçuk bir teoremi var. Etude House’ın (kozmetik markası) son Barbie modeli Dara. GD de Dara’dan bahsediyor diyorlar, ben de öh!! diyorum. 😀

Açıkçası bu sahne hakkında ne yorumlar yapıldı fazla da takip edemedim ama aşağı yukarı tahmin ediyorum. Ben bir şey demeyeceğim. Herhangi bir ima olduğunu düşünenler beni de aydınlatsın lütfen. Ben Barbie’yi sadece espri olarak görüyorum şahsen, Knock Out’ta TOP’ın kız arkadaşı gibi, bkz.

İşimle paraya çiçek açtırır, asla dinlenmem,
Şarkılarımla herkesi ağlatırım ben.

Asla dinlenmeden çalıştığı bir gerçek, hele şarkılarıyla herkesi ağlattığı tescilli bir gerçek. 😛

Paraya çiçek açtırma mevzusu ise malum, klip çekilirken paradan çiçek yapıp fotoğrafını twitter hesabında paylaşmıştı.
Bkz.

Ben uuu! desem de çılgın Koreliler bunu da olay yapıp -her hareketi savaş çıkarıyordu değil mi- paranın üstünde milli semboller olduğunu, böyle katlanıp kırıştırılamayacağını, bunun bir hakaret olduğunu vs. söyleyip ortalığı ayağa kaldırmıştı. Bunun üzerine YG paranın sahte olduğu açıklamasını yaptı ortalığı sakinleştirmek için. Hiç açıklama yapmamalıydı bana kalırsa. Milliyetçiliğin böylesi, gerçekten ilginç. 🙂

Bir ufaklık ortaya çıkar, sahneyi sallar
Hoşlanmazlar ondan, ama onu görmekten de kaçamazlar
Benden uzaklaşmak için gözlerini çevirir, fakat nereye giderse gitsin müziği oradadır.
Fotoğraflarım her yerde, ama o çocuk delice davrandığında bile,
Asla albümleri yetmez herkese satmaya.

GD’nin minicik bir çocukken bu sektöre girdiğini ve Taeyang ile YG’de trainee olduğunu biliyoruz, dolayısıyla daha çocukken başladı şarkı söyleyip kliplerde yer almaya. Küçük yaşında böylesine yetenekli ve başarılı olmasının pek çok kişinin hoşuna gitmediğini ama ondan da kaçamadıklarını söylerken aklıma yine benzer bir konudan bahsettiği bu  enfes şarkı geliyor.

Big Bang albümlerinin de anında tükendiği ve GD’nin çılgın olduğu söylense bile satışlarının sürekli arttığı da bir gerçek.

Bu bölüm için farklı bir İngilizce kaynakta alternatif bir çeviri var, griler de 3. kaynaktaki farklılıklar.

Bir ufaklık var, sahnede uçuyor. Hoşlanmıyorum ondan, gözlerimi yoruyor.
Fakat başımı nereye çevirirsem çevireyim müziği her yerde.
(veya,
Diğerleri başını benim yüzümden öteye çevirmek istediklerinde bile
yüzleri hep aynı yerde: çünkü benim yüzüm her yerde.)
İstersen deli de bana, fakat her kopyam (basılan her albümüm) satıldı. Bir tane bile kalmadı, istesen de satamam sana!
Benim yüzümden deliriyor musun yoksa?
Bir de benim yüzümden yaşayamadığını mı söyler?

Hemen hemen aynı şeyi anlatıyor yani.

Bu arada, o uzun şapkayı çok beğendim! Haha.

Peki neden biricik ejderhamız yumruk yiyor?

Boks sahnesi GD’nin antilerini temsil ediyor. Kimin vurduğu belli değil gördüğünüz gibi. GD’nin her hamlesinde ona bir yumruk daha atmak için can atıyorlar, ne yaptığına bakmaksızın.

O kısımda “Bu hiç adil değil, ne yapabilirim ben?” diyerek kinaye değil de yaptığı işlere bakılmaksızın antilerin yersiz eleştirilerinin adil olmadığını söylediği gibi bir önerme var ama doğru mu bilemeyeceğim.

La la la, “küfretmeyin bana! Ah lütfen, sevgi dolu gözlerle bakın bana.”
La la la, “lütfen kabul edin beni, lütfen sevin beni, tatlı görün beni!”

İşte geldik can alıcı kısma! Şimdi burayı dikkatle izlemenizi istiyorum.

Kore’de renkli gözlüklerle bakmak sanırım bizdeki at gözlükleriyle bakmak gibi, bir Koreli çevirmenin notundan öğrendim bunu. Ama tam olarak at gözlüğü değil.

Renkli camlı gözlükleri kinciler, GD’den nefret edenler takıyor. Ön yargıyla ve basmakalıp düşüncelerle, sırf nefret etmek için bakmak manasına geliyor. Kinciler bu gözlükleri taktığında GD’yi kan içen, yanında brokoli ve domatesle kalp yiyen lanet herifin teki ( 😛 ) olarak görüyorlar. Masa darmadağın, dikkat edilesi detaylar var, GD de kötü adam. Duvarlar kan içinde. Yoksa bir vampir mi? 😛 Derken… ta da!! Gözlükler çıktı.  Ve karşınızda, uslu, beyefendi çocuk!

Çok hoş bir masa, özenle taranmış saçlar, beyefendi bir oturuş, sakin sakin bifteğini yiyor.

Bakış açısı. Sen ne kadar iyi olursan ol, kinciler daima nefret edecek ve yumruk atmaya bahane arayacak.
Antilere ve kincilere “ön yargılarını bırak ve beni olduğum gibi izle.” diyor yani.

Umursamaz görünse de hassas bir sanatçı olduğunu göstermiş bence GD bu şarkıyla.

Bir yabancının yorumunu okudum. Biftek ve domatesin imge olduğunu söylüyordu. Aslında bu sahne dahice, bizim kültürümüzle uyuşmadığı için detayları fark edemiyoruz. GD’nin bir biftek gibi sert ve kesmesi zor gibi -kinciler ve antiler tarafından aşağılanmayı umursamıyor gibi- görünmesine rağmen aslında bir domates kadar hassas ve yumuşak kalpli olduğunu ifade ettiğini söylüyordu bu kız.

Başka bir yabancı ise yorumunda  GD’nin daima G-Dragon olarak görülmekten yakındığını söylüyordu. Kwon Ji Yong’un kim olduğunu umursayan yok, fanlara göre o ya bir yıldız, ya bir seks makinesi ya da bir robot olarak görüyor. Kimsenin duygularını umursadığı yok. Herkes onun böbürlendiğini, kibirli olduğunu asıl manayı fark etmeden söylüyor. Bu şarkıyı G-Dragon karakterinin dışarıdan ve fanlar tarafından nasıl görüldüğünü anlatmak için yazdı. Ee, durum buyken niye kendiyle gurur duymasın? O genç, yetenekli ve zengin. Peki niye? Çünkü ne istediğini biliyor, hiç dinlenmeden çalışıyor, yetenekli ve hayattan bir beklentisi var, gitmeden önce dünyada kalıcı bir iz bırakmak istiyor. Ve kesinlikle bunu yapacak. Çünkü yapabilir. Çünkü o tutkulu, çabalamaktan asla vazgeçmiyor. Çünkü çizgiyi aşabiliyor ve bir sanatçı olarak daima gelişim gösteriyor. Çünkü olmak istediği gibi olmak onu korkutmuyor insanlar onu eleştirse bile…
diyordu.

Ve bence la la la kısmıyla diğer ünlüleri taklit ediyor. Sizi gidi aegyo’cular sizi! 😛

10 sweat’in arkasına dev ejderha figürünün nasıl çizildiğine bakın:

Gelelim tenis sahnesine!!! Süper! 🙂 Hemen kliplerimizde dakika 2:48 ‘i açıyoruz.

Cam fanuslarda GD’nin 2009’da çıkardığı ilk solo albüm olan Heartbreaker’ın tanıtımlarında, kliplerinde, performanslarında giydiği kostümler var ve GD Chanel marka tenis topuyla ( 😀 ) hepsini paramparça ediyor! Niye?

Beni takip et, beni takip et, sadece, sadece beni takip et!
Beni takip et, beni takip et, sadece, sadece beni takip et!

“2009’daki GD gitti, onu bir kenara bırakın! İşte yeni tarzım, yeni müziğimle ben!”  diyor bir nevi. Beni eski hâlimle kıyaslamayın diyerek sürekli gelişim gösterdiğinin altını çiziyor. Bambaşka bir tarz bu ve ne saçını ne müziğini Heartbreaker’la kıyaslayacağız. Çünkü o daima yepyeni GD!

Bu arada, çok güzel tasarımlar hepsi de.

Derken… sürpriz! Karşımızda Taeyang! Çok sevindim karşıma çıktığında, hele o dansı çok komik, çok sevimliydi. Bu ikiliyi seviyorum! Fi tarihinden beri kader arkadaşları. 😛 Taeyang’ın saçı… ah. Yıllardır mohawk’ten bıkmadın mı dedik, dedik bak ne oldu. 😀 O kadar da kötü değil sanki, ha?

İşte müzik, işte klip! Ben çok beğendim bu çalışmayı. GD’nin saçlarını zaman zaman çok beğensem zaman zaman aşırı sarı bulsam da kısa zamanda alışacak ve seveceğim sanırım.

Teaser’dan sonra klip tam beklediğim gibi çıktı, beni şaşırtmadı ama yine de enfesti.  Ve klip & şarkı hakkında Koreli & uluslararası şarkıcılardan harika yorumlar gelmeye devam ediyor…

Zihnim dağınık ve biraz da moralim bozuk olduğu için zor ikna ettim kendimi yazmaya, zor toparladım düşüncelerimi. Eksiklerim, yanlışlarım, unuttuklarım, fazlalarım, saçma sapan cümlelerim olabilir. Af buyurun 🙂 Ve lütfen yorum bırakın, düşüncelerimizi paylaşalım. Bir sürü yabancı yorumu okudum ama hiç Türk VIP yorumu okumadım adamakıllı.

Ve bunların hepsi kişisel yorumlardır, hiçbiri YG tarafından kesin olarak belirtilmiş imgeler değildir, hatırlatayım. 🙂

Şimdi…

– Yuki sundu.

*sonradan gelen not: “Yessir/yezzir” ile “Yes, sir.” tam olarak aynı şey değil. Yessir dediği argoda -yine kendi dilinde örnek verecek olursak- oh yeah, hell yeah, fuck yes, no doubt gibi. Türkçede tam karşılığı yok, ya da benim aklıma gelmiyor. “Evet efendim” gibi çevirmememin sebebi bu.

Hâlâ Hayattayız! Still Alive – Türkçe Çevirisi ve Yorumu

Standard

BIGBANG, bir 29 Şubat harikası olarak ALIVE mini albümünü yayımlandığında olumlu, olumsuz eleştiri yapan herkesin buluştuğu bir nokta olmuştu: Intro parçası 47 saniye için fazla muhteşemdi. Günlerce, başa sara sara dinledik bu 47 saniyeyi ve iç çeke çeke uzun bir şarkı olmasını diledik. I’m still alive diyerek güçlüklerden sıyrıldık, aja aja fighting‘leri bile unuttuk. Acıtsa da öldürmez demedik, beni öldürmeyen güçlendirir demedik, hatta yıkılmadımm ayaktayımm bile demedik, yine I’m still alive dedik. Ve biz bu özel albümle birlikte gelen mis gibi 3 dakika 18 saniyelik şarkıyı hak ettik. 😀

YG, albümden önce parça listesini verdiğinde müjdeyi almıştık ama önceden haberimizin olması, Still Alive: Special Edition albümlerimizi indirdiğimizde delice bir sevince boğulmamıza engel olmadı, olamazdı. Öyle ki VIP döngüsü başa sardı ve günlerce aynı şarkıyı zevkle, ağzımızın suyu aka aka dinledik. Hatta kimilerimiz Still Alive ve Monster‘ın büyüsüne kapılarak Bingul Bingul gibi bir şahaneyi geç keşfetti. Bazılarımız da Bingul Bingul gibi bir şahane yüzünden Still Alive görkeminden uzak kaldı.  Ancak tez vakitte hepimiz iliklerimize kadar hissettik ki, bu albüm baştan aşağı mükemmeldi. Her şarkı listeleri kasıp kavurdu. Mini albüm yazısında belirttiğim gibi, bu albümü böyle çok sevmemin en büyük nedeni Big Bang’in her bir üyesinin bambaşka yeteneklerini ortaya ve zirveye çıkarması. GD başta olmak üzere bu çocukları nasıl övsem bilemiyorum. Dolayısıyla bu kısmı şimdilik atlıyorum.

Bir akşam twitter’da sizomizo Still Alive’ı çevirmemi isteyene dek böyle bir planım yoktu. Zira genelde klibi olan şarkıları çeviriyorum. Ancak bu istek o kadar mantıklıydı ki, istek beklediğim için ayıpladım kendimi. 😛 Şarkı kadar sözleri de güzel çünkü. sizomizo’nun tweet’ini okuduğum an başladım çeviriye, hatta bitirdim de. Ancak berrak olmayan birkaç kısma tekrar bakmak üzere ertesi güne bıraktım. Tabii ki unuttum. Aradan belki bir hafta geçmiştir, emin değilim.

İşte böyle. Söylemeliyim ki, çeviri yaparken 3-4 ayrı kaynak kullandım ve neredeyse deliriyordum. Bu İngilizce çevirilerde kimi kısımlar birbirinden o kadar farklı ki! Acaba gerçekten sözlerde ne geçiyor diye düşündüğüm çok oldu. Sırf bunun için Korece öğreneceğim bu gidişle.  Genel olarak bir çeviri kullansam da diğer çevirilerden de kelimeler kattım cümlelerime. Ayrıca devasa farklılıklar olan kısımları yıldız*la işaretledim aşağıda açıklamak üzere. Hatta ben buna konserlerden kesip birleştirerek bir de klip yapayım diyerek gaza geldim ve saatlerce uğraştıktan sonra programların yaptığı gıcıklıklar ve hafiften baş dönmeleri nedeniyle vazgeçtim. Bari hiç el atmasaydın kızım. Ciddi ciddi saatlerim gitti. 😀

Klip hazırlamak yerine sözlere uyacağını düşündüğüm bir konseptle fotoğraf slaytı yaparak Türkçe alt yazılı klip ( 😛 ) hazırladım sizlere. Bunda da Dailymotion ve Youtube’un kazığına uğramam sebebiyle izlesene’ye yüklemem gerekti, ancak Türk sitesine sığınırsam YG’nin gazabından kurtulurum dedim. 😛 Sürekli kopan bir internet bağlantısı ve bilimum video sitelerinin gıcıklıkları yüzünden dün tüm günümü de videoyu yüklemeye harcadıktan sonra gururla diyorum ki… Buyurunuz. 😀 Tıkla ve izle! 😛

STILL ALIVE

Hâlâ Hayattayım!

Hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım
Ölüyor gibi görünsem de ölmem ben
Dünyanın gözlerinden saklanmam ben

Sonsuz bir düşüş yaşasam da hayattayım
Kaybedecek bir şeyim yok artık
Geçmişimden sıyrıldım, arkamda bıraktım
Dibe batan benliğim şu an öyle güzel ki
Kendimi gökyüzüne atıyorum- ve özgürüm
Hayattayım. Şu durumda bile, hâlâ hayattayım.

Beni seven kız çok perişan görünüyor
İz bırakmadan kayboluyor, insanlardan korkuyor
Fazlaca özlem ve fazlaca neşe, ve duygusal hengâme
Ölümü düşünerek geçirdiğim acı dolu bir gece
Gençliğimden geriye tek kalan fotoğraflar,
başkaları için süs malzemesinden ibaret olan gençliğimden
Gücünü ruhlardan alır hislerim
Senin hayatında görmediğin geleceği gördüm ben
Hayatımın ezgisini ben yönetiyorum
Ve zirveye doğru tırmanan ateşin tadını çıkarıyorum*
Benim için -hâlâ- çıldıran kızlar, akıllı olanlar
Aşağılık kompleksin mi?
Sebebi: Anlayamayacağından da öteyim ben**

Herkes gitse bile
Herkes bana sırtını çevirse bile
Sempati duyuyorsun bana, acınası yanıma
Dünya üzerinde barınamayacağımı söyledi bana
Ama şimdi gülen kişi, o zaman ağlayan ben

Sonsuz bir düşüş yaşasam da hayattayım
Kaybedecek bir şeyim yok artık
Geçmişimden sıyrıldım, arkamda bıraktım
Dibe batan benliğim şu an öyle güzel ki
Kendimi gökyüzüne atıyorum- ve özgürüm
Hayattayım. Şu durumda bile, hâlâ hayattayım.

Hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım
Yaşıyorum, ben yaşıyorum o güzel hayatı
Hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım
Yaşıyoruz, biz yaşıyoruz o güzel hayatı

İç çekişlerle karışmış haykırışlar alıyor,
sessizce yok olan çığlıkların yerini
Bu hassasiyet döneminde iç gözlemim övülesi
Müşfik olanından daha korkutucu habis bir yayın***
Millet, artık uyanma vakti
Kimse varamaz bir sonuca, hesapsızca****
Ölüyor gibi görünsem de ölmem ben
Başkalarının gözlerinden saklanmam ben
Beni gösteren parmaklar yalnızca yüceliğimi kanıtlar
Hayal kırıklıkları ve beklentiler, işte sebepler ve kökenler
Şeytanca dedikodular ağızlarından düşmez
Fakat beni bekleyen tek şey gün ışığıyla dolu bir mezar

Herkes gitse bile
Herkes bana sırtını çevirse bile
Sempati duyuyorsun bana, acınası yanıma
Dünya, üzerinde barınamayacağımı söyledi bana
Ama şimdi gülen kişi, o zaman ağlayan ben

Sonsuz bir düşüş yaşasam da hayattayım
Kaybedecek bir şeyim yok artık
Geçmişimden sıyrıldım, arkamda bıraktım
Dibe batan benliğim şu an öyle güzel ki
Kendimi gökyüzüne atıyorum- ve özgürüm
Hayattayım. Şu durumda bile, hâlâ hayattayım.

Hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım
Yaşıyorum, ben yaşıyorum o güzel hayatı
Hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım, hâlâ hayattayım
Yaşıyoruz, biz yaşıyoruz o güzel hayatı

Çeviri: Yukinohana
Söz: G-Dragon, Teddy, T.O.P
Müzik: Dee.P, G-Dragon, Teddy

♦♦♦♦♦

Şair, yukarıdaki dörtlükte ne anlatmak istemiştir? ( *pörtlekgözler*)
Mezun oldunuz diye malum uyuz sorudan kurtulacağınızı mı sandınız? 😛

Bakalım farklı İngilizce çeviriler belirttiğim dizeler için neler demiş. Alttaki yorumlar tamamen şahsi görüşümdür, GD’nin kastettikleriyle alakası var mıdır yok mudur bilemem. Hele ki o İngilizce çevirilerin farklılıklarından sonra hiç sorumluluk kabul etmem. *yinepörtlekgözler*

*Ve zirveye doğru tırmanan ateşin tadını çıkarıyorum
Başta bu zirve ve ateşten kastın müziğin ve şöhretin doruğu olarak algılasam da cinsel bir gönderme olma ihtimali de var, bilemiyorum o sözcüğü ne manada kullandı 😀  “climax” kelimesi yerine kullanabileceği çok fazla İngilizce kelime var çünkü “zirve” demek isteyene. Bu sözcüğün cinsel bir manası var, şarkıyla bağlantısını uzun uzun açıklardım ama blogum sapık aramalara kurban gitsin istemiyorum. 😀 Bu yüzden sözlükten bu sözcüğün bahsettiğim anlamını bulup kendiniz yorumlamanızı rica ediyorum. 😛

** Aşağılık kompleksin mi?
Sebebi: Anlayamayacağından da öteyim
ben

Diğer kaynaklarda bu kısım şöyle çevrilmiş:

1) Suçluluk psikolojisi… yüzünden okunuyor.
2) Vicdan azabıyla yanıyorsun.
3) Çünkü kızlarla oynayarak/çapkınlık yaparak kendimi cezalandırıyorum.
Gördüğünüz gibi, fark korku verici. 😀

***Bu hassasiyet döneminde iç gözlemim övülesi
Müşfik olanından daha korkutucu habis bir yayın
Bu kısma baktığımızda GD, böylesine hassas bir dönemde (kendi uyuşturucu olayını ve Daesung’un trafik kazasını kastediyor bence) yanlış bir tepki vermeyerek iç gözlem yaptığını, öncelikle kendini dinleyerek düzgün bir profil çizdiğini ve yansımasının takdir edilesi olduğunu söylüyor. Sanırım ikinci dizede de genel bir kanıdan alıntı yapıyor, insanların her şeyi görünüşüne göre değerlendirmesinden, hiç tenkitte bulunmadan her şeye gördüğü biçimde inanmasından yakınıyor. “Dışarıdan kötü görünen ya da kötü niyetli olduğu söylenen bir yayının kötü olduğunu söylerler ama kendini iyi göstereni hiç sorgulamazlar, ardındaki kötülüğü fark etmezler.”  gibi. Diğer kaynaklarda bu kısım için ne dediğine bakalım,

1) Bu hassasiyet döneminde, özürlerim ve pişmanlıklarım güya bir şeytanın yayınıymış,
taparcasına sevdirerek (idolleştirerek ) kitlelerin beynini yıkamaktan daha korkutucu olan.
Burada anlam öyle derin ki saatlerce konuşulabilir üzerinde. K-pop piyasasının son zamanlarda nasıl bir patlama yaptığını biliyoruz, özellikle gençler arasında. Ve oppa, oppa diye çığıran, tüm gün oppasıyla yatıp kalkan ve dünyasına başka hiçbir şey kabul etmeyen kızların ne kadar çok olduğunu da yakınen görüyoruz. Şarkıcıları ilahlaştıran, gençlere kusursuz kahramanlarmış gibi göstererek hiçbir eleştiri kabul etmeyen, gerekirse taptığı idol uğruna ölebilecek hayranlar, hayır, takıntılı kişilikler yetiştiren endüstriye değiniyor. “İdol grup” kavramı öyle bir hâle geldi ki geleceğin umudu, kurucusu olan bir nesli dünyadan, ülkenin siyasi, ekonomik, kültürel ve uluslararası durumundan öylesine soyutladı ki gençlerin adeta beyni yıkandı. Kendisi de idol gösterildiği hâlde bunu söyleyebilmesi, “biz insanız, müzik için varız, tapılacak idoller değiliz” mesajı vermesini şahsen takdir edilesi buluyorum. Kimileri “Big Bang’in hayranlarına hakaret ettiği” sonucunu çıkarıyor buradan, ama öyle değil işte. Hayranlarına hakaret etmek değil bu, onların iyiliğini istemek. Ki burada kendi hayranlarını kastettiğini düşünmüyorum. Çünkü piyasaya baktığımızda fan service olayını abartmayan sayılı gruplardan Big Bang. Bu sebeple fanları arasındaki psikopat sayısı en az olan gruplardan. Her grubun başına “çılgın fan” belaları dolanıyor ama en az Big Bang’e oluyor. Az sevildiği için mi? Kesinlikle hayır. Müziklerini ön planda tuttukları için.Ya da onlara da çok oluyor ama iyi örtbas ediliyor, bilemeyeceğim. 😀 Evet, 7/24 taksiyle takip eden, evinin duvarına sapık mesajlar yazan, regl kanıyla mektup yazan, kanlı iç çamaşırı gönderen psikopatlardan bahsediyorum. Big Bang’de yok demiyorum. Oranının diğer gruplara göre az olduğunu söylüyorum.

Ne diyordum? 😀 Biliyorsunuz, GD’nin aylar önce az miktarda esrar aldığı ortaya çıkmıştı ve büyük bir skandal olmuştu. Durum öyle bir abartılmıştı ki çocuğu uyuşturucu satıcısı konumuna düşürmüşlerdi, Kore’nin Deniz Seki’si yapıyorlardı az kalsın. 😀 Bu skandaldan sonra bilerek almadığını, pişman olduğunu söylemiş ve özür dilemişti. Medyada bunu ciddiye almayan ve kötü haber yapmaya devam edenler olmuştu. Hatta hatırlarsanız Big Bang’in dönmemesi gerektiğini, hatalarının büyük olduğunu ve affedilemeyeceğini, affedilmediğini söyleyen bir program yapılmıştı. GD, buna cevabını bu dizelerle veriyor işte. Melek yüzüyle yapılan idolleştirmenin ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değiller ama benim içten özürlerimi ve pişmanlıklarımı öyle kötü gösteriyorlar ki sanki bu tapındırmanın da ötesinde bir suçmuş gibi. İyi görünen bir yayın kötüyken benim kötü gösterilen özürlerim ve duygularım aslında temiz. İşte bu yüzden, önceki çeviriyi de açıkladım, bu çeviriyle bu bakımdan uyuşuyor çünkü. Yani aslında iki çeviri birbirini tamamlıyor. Öteki çeviride bu hassas dönemde iç gözlem yaparak pişman olduğunu ama yine de şeytan gibi gösterildiğini anlatıyor ve iyi görünümlü yayınlara dikkat etmemiz için uyarıyor bizi bir nevi.

**** Millet, artık uyanma vakti
Kimse varamaz bir sonuca, hesapsızca
Burada kendisine yakıştırılan tüm kötülüklere rağmen hâlâ hayatta olmasının bir tesadüf eseri olmadığını söylüyor. O dönem Big Bang’in kariyerinin sona erdiğine dair çok şey yazıldı çizildi. K-pop piyasasında 5. yıl uğursuzluğu vardır. Genelde 5. yılını deviren grupların yıldızı söner. Big Bang’in sonunun da bu olacağı söylendi. Ancak Big Bang hepsini atlatarak öyle bir geri dönüş yaptı ki, yaptığı müzik ve sunduğu performansla şöhretini ikiye katlayarak dünya çapında ödüller kazandı ve dünya turnesine bile başladı. Tüm bunlar tesadüf eseri değil. Big Bang’in başarısı birdenbire gelişmiş bir şey değil. Hepsi titiz ve temiz bir çalışmanın ürünü. GD, bir röportajında da söylemişti bunu. Her projede tüm olasılıkları hesaplayarak en iyi sonuca ulaşacak şekilde titiz çalıştıklarını ifade etmişti. İkinci dizede bahsettiği bu. Birinci dizeyi de önceki dizelerle bağdaştırıyorum.

Bu kısım da çok farklı şekillerde çevrilmiş.

1) Gözünü dört aç, uyan
Daima doğrucu olma

Kirli oyunlar ve hesaplara, üzerine atılan iftiralara karşı daima tetikte olman gerektiğini dürüst olmayanlara karşı dürüstlüğün, doğruculuğun işe yaramayacağını söylüyor. Dürüstlüğünle vurulabileceğin, daima doğru durmanın kötü niyetli insanlara malzeme vereceği için tetikte ol diyor. 😀

2) Yanlış düşüncelere kapılma/her şeyi üstüne alma

Bu çeviride de sıradaki dizelere hazırlık yaptığını düşünüyorum. “Ölüyor gibi görünebilirim ama  bu seni yanıltmasın, ölmem ben.” gibi.

♦♦♦♦♦

İncelediğim farklı İngilizce çevirilerdeki durumlar böyle. Hepsini iletmek istedim. 😀 Videoya hepsini yazmam mümkün olmadığı için sadece birkaç yerde üst kısma ekledim. Umarım izleyenlerde soru işaretleri uyandırmaz. 🙂

Alive albümünün konseptinin neye dayandığını biliyoruz, yukarıda da tekrar etmiştim zaten. Bu bağlamda Still Alive sözleriyle de, müziğiyle de tadından yenmiyor. Her dizesi hakkında uzun uzun yazmak istiyorum ama “mal mıyız, biz anlamıyor muyuz” diyeceksiniz diye korkuyorum. 😀

Ama bence bilhassa şu kısımlar çok ilham verici.

Gençliğimden geriye tek kalan fotoğraflar,
başkaları için süs malzemesinden ibaret olan gençliğimden

*

Benim için -hâlâ- çıldıran kızlar, akıllı olanlar

*
Aşağılık kompleksin mi?
Sebebi: Anlayamayacağından da öteyim ben

*

Hayal kırıklıkları ve beklentiler, işte sebepler ve kökenler
Şeytanca dedikodular ağızlarından düşmez
Fakat beni bekleyen tek şey gün ışığıyla dolu bir mezar

Nakaratlar başlı başına ilham kaynağı zaten.

GD’nin yeteneğine tekrar tekrar aşık olmamak ne mümkün? 😛

♦♦♦♦♦

Alive mini albümüne eklenen yeni şarkılarla  tam bir albüm yapılıp adına Still Alive: Special Edition dendiğinde ve Monster klibi yayınlandığında bu konuda çooook yazmak ve konuşmak istemiştim ama o günlerde çok fazla koşturmam oldu ve bir türlü söylemek istediklerimi toparlayamadım. Klip çıktığı gün çevirisini yapmıştım ama buraya eklemediğime göre, yazıyı Monster klibiyle kapatayım. 🙂

BIGBANG – Monster MV @ DAILYMOTION

Yüksek kaliteli izlemek için,

MONSTER @İZLESENE

İsteyene youtube’un yasakladığı videoyu da vereyim, belki şansımıza YG papa affeder bir gün. 🙂

♦♦♦♦♦

Bloklandığı için Youtube kanalımda izleyemediğiniz klipleri

( Tonight, Monster, Let Me Hear Your Voice, Still Alive vs)

izlesene hesabımda ve/veya dailymotion kanalımda bulabilirsiniz.

Yuki sundu.  😀
 

K-Pop Kliplerini Kategorize Etmece -Mim-

Standard

Görsel kaynağı

Oturup bir kolaj tasarlamak için fazla üşengeç olduğumdan, ya da kısıtlı olan zamanımı harcamaktan korktuğumdan ama dönüp dolaşıp o zamanı yine çarçur ettiğimden olsa gerek, başkasının hazırladığı bir misafir bu yazıma. 🙂 Bana kalsa oraya kocaman kocaman

“East West BIG BANG is the BEST”

yazardım ama, neyse. 😀

Geçtiğimiz hafta, sevgili Lollidrella‘nın pasladığı bu mim ile şu birkaç yazılık blog hayatımda ilk mimimi almış oldum. Ama hoca zor yerden sordu. Sular kesikti hocam, çalışamadım! Daha doğrusu… adil kullanım kotam doldu hocam, youtube’dan 3 dakikalık klip bile dolduramıyorum! Bu yüzden daha önce izlediğim klipleri hatırlama yoluna gidemeden, aklıma ilk gelenleri yazacağım. Zaten bu tarz sorular soruldu mu cevap veremeyenlerdenim. -en sevdiğin film ne, derseniz mesela, seçemem bir türlü- Bakalım ortaya ne gibi bir şey çıkacak. Mim işi nasıl işler tam bilemediğimden de, birkaç blogdaki kategorileri birleştirdim ve kendimden bir şeyler ekledim. Var olan kategorileri mi kullanmalıyım, kendim mi oluşturmalıyım? Affedin beni, acemiliğime verin 🙂

Yalnız, yazı Big Bang ağırlıklı olabilir, olacaktır, önceden uyarmayı boynumun borcu bilirim. ^^”

Uyaracağım tek bir şey mi var peki?

Hayır! İnanın bize,  yalnızca müzikleri için seviyoruz onları! Haha ^^

Yazının devamı için…

Read the rest of this entry